MEHDİ'NİN ÇEŞİTLİ ÖZELLİKLERİ
HZ. İSA ALEYHİSSELAM VE MEHDİ İsa (a.s.)'ın inmesine Dair Hadisler Tevatür Derecesindedir Tevatür: Kuvvetli haber,
içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan
kuvvetli haber. (Büyük Lugat-Tur-Dav,
3003)
İsa (a.s.)'ın Geleceğini Bildiren Sahih Hadisler
Yukarıdaki hadislerde Hz.İsa (a.s.)ın yeryüzüne indiriliş alameti olarak bildirilen durumların hiçbirisi gerçekleşmemiştir. Hıristiyanlık bozulmus, tahrif edilmiş şeklini muhafaza etmekte, teslise inanılmakta, domuz eti yenmektedir. Dünya karışıklıklar içindedir; huzur, güven, barış ortamı yoktur, savaşlar, iç savaşlar devam etmektedir. Bolluğun aksine yokluk hakimdir. Bu durumda İsa (a.s.)ın gelmediği anlaşılmaktadır. Yakın zamanda yani hicri 14.yüzyılda dünyaya tekrar gelecektir. İsa (a.s.) Ve Mesih Deccal Mesih-i Deccal: Hakki
batıl, batılı hak gösteren. Sahih hadislerin haberleriyle,
ahirzamanda gelecek ve Allah'ı (c.c.) inkar edip kendisinin
ilah olduğunu iddia edecek, dünyayı fesada verecek,
yahudiler arasından çıkacak tek gözlü kör bir şahıstır.
Hz.İsa (a.s.) ilk defa göğe alındığı haliyle yeryüzüne bırakılacağından, O'nun zamanında annesi, babası olan; doğup büyüyen 33 yaşına gelmiş bir kimsenin Hz.İsa (a.s.) olma ihtimali yoktur. Ondan evvel çıkan sahte Mesihlerin (deccallerin), o devirde anne ve babaları olacaktır. Doğup, büyüyüp belli bir yaşa geldikten sonra sapıtıp kendilerinin Hz. İsa(a.s.) olduğunu iddia edeceklerdir. Fakat dikkatli, ferasetli, kültürlü, akıllı insanlar bu yalanları farkedip, onlara aldanmayacaklardır. Bu durum, yahudilerin dünyaya hakim olması için materyalist-marksist stratejiyi tamamen terk etmelerine kadar devam edecektir. Yahudilik bu sefer dünyaya hakim olmak için tekrar strateji değiştirecek, dünyada materyalizme galip gelmiş olan "yaratılış" inancını kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmak isteyeceklerdir. Bu devrede içlerinden en şerli ve en kabiliyetli olan kişiyi bir deyimle Mesih-i Deccal'i başlarına geçireceklerdir.
Mesih-i Deccal hipnotizma, manyetizma ve sihir türünden bazı yöntemleri kullanarak birçok istidracı (*) harikalar gösterecek, kendisinin Beklenen Mesih (yani İsa) olduğunu iddia edecektir. (Mesih, İsa peygamberin lakabıdır.) Ve onların başına geçen
en büyükleri, ispirtizma (hipnotizma) ve manyetizmanın
hadisatı nev'inden müdhiş harikalara mazhar olan deccal
ise daha ileri gidip cebbarane suri hükümetini bir
nevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilan eder.
Birçok saf hıristiyan o devirde Hz.İsa'yı beklediklerinden dolayı O'nu tahrif edilmiş, değiştirilmiş İncil'deki vasıfları ile bekleyeceklerdir. Mesih-i Deccal de tam onların hayal ettikleri gibi istidracı harikalıklar gösterecektir. Mesela: bir şahsa hipnoz telkini ile ölmüş annesini konuşur halde gösterecektir. Ayrıca yine sihir ve hipnozla, annesinin O'na katılmasını tavsiye ettiğini kendisine işittirecektir. Görme ve işitme halüsinasyonları olacaktır. (Dışarıdan bakan sihirin etkisinde olmayan bir kişi o görüntüyü görmez) Deccal, bunların dışarıda önce beklenen İsa olduğunu iddia edecek, sonra da hıristiyanlığın teslis inancındaki gibi Allah'ın kendisine hulül ettiğini (içine girdiğini) söyleyerek (haşa) ilahlığını ilan edecektir. Hiristiyan ve Yahudi inançlarına uygun sapık fikirlerini yayarak dünyada muazzam bir taraftar kitlesi kazanacaktır. Daha çok keyfe ve zevke yönelik, ahlaksızca ögretileri ve tavsiyeleri olacağı için bu sayı daha da artacaktır. Böyle azgınlığın arttığı bir devrede İslam alemi de Hz.Mehdi (a.r.)nin liderliğinde birleşmiş olacaktır. Hz.Mehdi (a.r.) her ne kadar Hıristiyan alemini "Sahte Mesih"e karşı uyaracaksa da, Hıristiyanlar, tam bekledikleri gibi sapık iddialarda bulunmasından bekledikleri zamanda zuhur etmesinden ve İstidrac nevinden birçok harikalıklar göstermesinden dolayı bu izahlara aldırmayacaklardır. Hz.Mehdi (a.r.)nin O'nun gösterdiği istidracı harikalıkları bozmaya gücü yetmeyecektir. O halüsinasyonlardan oluşan istidracı harikalıkları ancak Hz.İsa (a.s.) bozacaktır. Sihir
ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidracı harikalarıyla
kendini muhafaza eden ve herkese teshir eden (etkisi
altına alan) o dehşetli Deccal'i öldürebilecek, mesleğini
değiştirecek; ancak harika ve mu'cizatlı ve umumun
makbulu bir zat olabilir ki; O zat, en ziyade alakadar
ve ekser insanların peygamberi olan Hazret-i İsa Aleyhisselamdır.
Hz. Musa (a.s.) O zamanın deccallerinin isdidraclarını ancak mucize ile yok etmişti.
Deccali mucize ile yenen Hz. İsa(a.s.)'ın gerçek Mesih olduğunu anlayan Hıristiyan alemi büyük bir süratle O'nun doğru yoluna yani İslam'a girecektir. Yahudiler inatlarına devam edecekler, müslümanlarla yaptıkları bir savaştan sonra yenileceklerdir. (Melaheme-i Uzma, Hıristiyan dilinde Armegedon). Bundan sonra bir tek din: İslamiyet kalacaktır. Diğer bütün dinler ortadan kalkacaktır. (Allahualem) İsa (a.s.) Zamanında Yeryüzü Barışla Dolacak
Hz. Mehdi (a.r.) ve Hz. İsa (a.s.) Yahudilerin başına geçen Mesih-i Deccal'i öldürüp, sistemini dağıttıktan sonra dünyaya hakim olacaklardır. O zaman tek bir dinin yani İslamiyetin yeryüzüne yayılması ile ırkçılık, milli egoizm yok olacak; sevgi, kardeşlik, güzel ahlak ana düşünce haline gelecek; ayrıca masonluk, siyonizm, materyalist felsefe, komünizm, faşizm, kapitalizm v.s. tarih sahnesinden silinecek, egoistlik, bencillik, kin düşmanlık her türlü sapkınlıklar etkinliğini kaybederek yok olacaktır. Savaşların, çatışmaların sebepleri yok olacağı için, savaş sanayine harcanan tirilyonlarca lira, bu sefer meşru ihtiyaçlara, gıdaya, imara, teknolojiye, kültür harcamalarına, sağlık ihtiyaçlarına v.s. gibi insanların mutluluğu için gerekli diğer yatırımlara harcanacaktır. (Allahualem) İsa (a.s.) Zamanında Büyük Bolluk Olacak
İsa (a.s.) Yeni Bir Din Getirmeyecektir
Kadi Iyaz: "İsa (a.s.)
ın inmesi, Deccal'i öldürmesi haktır ve gerçektir.
Ehl-i Sünnet mezhebi ve yolu bu konuda varid olan
hadisler nedeniyle budur. Ne akli yönden ne de Ser-i
Şerif'te bu görüşü iptal edebilecek hiçbir delil yoktur.
Bu itibarla bu hüküm sabittir. Mütezile ve Cehemiye
mezheplerine mensub bazı kimseler ve onlara katılanlar
bu konudaki hadislerin, Allah'ın 33/40- "Muhammed,
... ancak o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur." mealindeki ayete, Peygamber Efendimizin "Benden
sonra hiçbir peygamber yoktur" mealindeki hadisine
ve Peygamberimizden (s.a.v.) sonra hiçbir peygamberin
olmadığına ve şeriatının kıyamete dek ebedi olup,
hükümlerinin yürürlükten kalkmayacağına dair müslümanların
icma'ına ters düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olduğunu
ileri sürmekteler ise de; Bu iddia ve gerekçe batıldır.
Çünkü İsa (a.s.) 'ın inmesinden maksad onun şeriatımızı
yürürlükten kaldırıcı bir şeriatla ve Peygamber olarak
inmesi değildir. Ne bu hadislerde ne de başka hadislerde
böyle birşey yoktur. Bilakis İsa (a.s.)'ın şeriatımızla
hükmedecek adil bir hakim ve halkın terkettiği şeriatımızın
hükümlerini ihya edici olarak ineceği sahih hadislerle
sabittir." demiştir. Hz. İsa (a.s.) inecek
ve hatem'ür rüsul Resulullah (s.a.v.) efendimizin
şeriatina tabi olacaktır. Hz. İsa (a.s.) Efendimiz
ahirzamanda yeryüzüne indirildiği vakit, peygamberlikle
vazifeli olarak yeni bir şeriat getirmeyecektir. Sahih
hadislerin ve İmam-Rabbani Hazretleri'nin izahında
belirtildiği şekilde, Peygamber Efendimizin (s.a.v.)
Şeriatını uygulayacaktır. Kur-an-ı Kerim ayetlerine
göre hükmedecektir.
İsa (a.s.) Peygamberimizin (s.s.v) Kabri Yanına Defnedilecektir
Hz. İsa (a.s.) yeryüzünde yaklaşık 40-45 sene kaldıktan sonra vazifesini tam yapmış olarak vefat edecektir. Müslümanlar cenaze namazını kılıp, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kabri yanına defnedeceklerdir. Risale-i Nur Külliyatında İsa Aleyhisselam İsa (a.s.) Dünyaya Tekrar Gönderilecektir: Süfyan ve mehdi hakkındaki hadislerin ifade ettikleri mana budur ki, Ahir zamandan dinsizliğin iki ceryanı kuvvet bulacak. Birisi:
Nifak perdesi altında Risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.)
inkar edecek süfyan namında müdhiş bir şahıs ehl-i
nifakın başına geçecek, Şeriat-ı İslamiyenin tahribine
çalışacaktır. Ona karşı Al-i Beyt-i Nebevinin silsile-i
nuranisine baglanan, ehl-i velayet ve ehl-i
kemalin başına geçecek Al-i Beytten Muhammed Mehdi
isminde bir zat-ı nurani, o Süfyanin şahs-ı manevisi
olan cereyan-i münafikaneyi öldürüp dağıtacaktır. Hz.Mehdi(a.r.), Allah'ı inkar üzerine kurulmuş bütün felsefe ve teorileri tam anlamıyla susturacak, başta Süfyan'dan kaynaklanan bütün fitne ve fesad odaklarını, kurumlarını kapatacaktır. Mehdi, Halife ünvanıyla İslam aleminin başına geçecek, Kur-an-ı Kerim'i ve iman esaslarını günün şartlarını da dikkate alarak ilmi bir şekilde insanlara açıklayacak, müminlerin imanlarını güçlendirecektir. İkinci cereyan ise: Tabiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden bir cereyan-i nemrudane, gittikçe ahirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasiyle intisar ederek kuvvet bulup, uluhiyeti inkar edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zabıtan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmiyen vahşi bir adam, herkese, her askere bir nevi padişahlık ve bir güna hakimiyet verir. Öyle de : "Allah'ı inkar eden o cereyan efradları birer küçük Nemrud hükmünde nefislerinde birer rububiyet verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispirtizma ve manyetizmanın hadisatı nev'inden müdhiş harikalara mazhar olan deccal ise daha ileri gidip, cebbarâne sûri hükûmetine bir nevi rubûbiyet tasavvur edip ulûhiyetini ilan eder. Bir sineğe maglûb olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet dâvâ etmesi, ne derece ahmakcasına bir maskaralık olduğu malumdur. Hz. Mehdi (a.r.)'nin önderliğinde İslam aleminin birleşip fevkalade neticeler almasından ve yepyeni bir medeniyetin doğmasına sebep olmasından çok etkilenen yahudilik, dolayısıyla siyonizm, bu sefer "dünya hakimiyeti" için Hz. Mehdi (a.r.)ye alternatif olarak Mesih-i Deccal lakaplı, hipnotizma, sihir, manyetizma gibi istidracı harikalıkları olan bir şahsı çıkaracak. Bu şahıs önce peygamber, daha sonra da (haşa) İlah olduğunu iddia edecektir. İşte
böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü
bir zamanda, Hazreti İsa (a.s)'in şahsiyet-i maneviyesinden
ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur edecek, yani rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek;
hal-i hazır Hıristiyanlik dini o hakikata karşı tasaffi
edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i
İslamiye ile birleşecek; manen Hıristiyanlık bir nevi
İslamiyete inkilab edecektir... Ve Kur'an'a
iktida ederek, o İsevilik , şahs-ı manevisi, tabi;
ve İslamiyet, metbu' makamında kalacak. Din-i hak,
bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet bulacaktır.
Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan
İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde, dinsizlik
cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken
alem-i semavetta cism-i başerisiyle bulunan şahs-ı
İsa Aleyhisselam, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini
bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Sey'in vadine
istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş,
haktır, madem Kadir-i Külli Sey "va'detmiş elbette
yapacaktır. Sahih hadislerde müjdelenen hususlar bunlardır. Ahirzamanda gelmesi beklenen Hz. İsa(a.s.) efendimizi Tek bir zat olarak değil de "şahs-ı manevi veya cemaat" şeklinde düşünmek veya "gelmiştir, görevini yapıp vefat etmiştir" iddiasında bulunmak, mütevatir haline gelmiş bu konuyu yalanlamak olur ki, manevi sorumluluk getirebilir, müslümanlara çok büyük zarar verebilir. Allah (c.c.) bunu vaadetmiştir ve vaadini elbette yerine getirecektir. Bediüzzaman başka bir eserinde de İsa (a.s.)'ın dünyaya tekrar gelmesinin kesin olduğunu bildiriyor. Evet,
hadis-i şerifin ifadesiyle Hazret-i İsa'nın semavi
nüzulu kat'i olmakla beraber; mana-yi işarisiyle
başka hakikatleri ifade ettiği gibi bu hakikata da
mucizane işaret ediyor. İsa (a.s.) Mesih Deccal'i Öldürecektir: Kat'i ve sahih rivyatte
var ki: "İsa Aleyhisselam büyük Deccal'i öldürür." İkinci vechi şudur
ki: "Şahs-i İsa Aleyhisselam'ın kılıncı ve maktul
olan şahs-ı Deccal'in, teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk
ve dinsizlik azametli heykeli ve şahs-ı manevisini
mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o ruhaniler,
din-i İsevinin hakikatını hakikat-ı İslamiye ile mezcaderek
o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek. Hatta,
"Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hazret-i Mehdi'ye
namazda iktida eder, tabi olur. " diye rivayeti bu
ittifaka ve hakikat-ı Kur-aniyenin mutbuiyetine ve
hakimiyetine işaret eder. Hz. İsa (a.s.) tekrar
dünyaya geldigi zaman yeni bir din getirmeyecek, Islam
dinine uyacaktir. Fakat bir peygamber oldugu için,
kendisine vahiy gelecek ve mucize gösterecektir. Hem alem-i insaniyette
inkar-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı
beşeriyeyi zir ü zeber eden Deccal komitesini, Hazret-i
İsa (a.s.) 'ın din-i hakikisini İslamiyetin hakikatiyle
birleştirmeye çalışan hamiyetkar ve fedakar bir İsevi
cemaati namı altında ve "Müslüman İseviler" ünvanına
layık bir cemiyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa
(a.s.)'ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak;
beşeri, inkar-ı uluhiyetten kurataracak. Bediüzzaman hazretleri, Hıristiyanlığı bütün sapkınlıklarından arınmış olarak uygulayan müslüman isevilerin (Hiristiyanlar) Hz. İsa (a.s.)'ın komutası altında, Yahudilerin başına geçen Mesih-i Deccal'in fikir sistemini bir daha toparlanamayacak şekilde yok edeceğini ve Dünya'yı Allah (c.c.) 'ı inkardan kurtaracağını bildiriyor. Böylece dünyadaki Yahudi hakimiyeti tam anlamıyla son bulacak, güzel ahlak, hoşgörü, sevgi-saygı üzerine kurulmuş İslamiyet dünyaya hakim olacaktır. İsa (a.s.) Geldiğinde Başlarda Tanınmaması: Hazret-i İsa Aleyhisselam
geldiği vakit, herkes O'nun hakiki İsa olduğunu bilmek
lazım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u iman
ile O'nu tanır. Yoksa bedahet derecesinde herke O'nu
tanımayacaktır. Bediüzzaman hazretleri, Hz. İsa (a.s.) 'ın dünyaya geldiğinin ilk yıllarında ancak yakın talebeleri tarafindan imanın nuru ile tanınabileceğini, yoksa herkesin açıkça onu tanıyamayacağını bildiriyor. Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın
nuzülü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u
imanın dikkatiyle bilinir, herkes bilemez. Hz. İsa (a.s.) yeryüzüne ilk geldiği vakit (nüzul ettiği vakit) imtihan sırrı olarak kendisini bilmeyecek, daha sonra kendisinin farkına varacaktır. Talebeleri de imanın nuru ile O'nu zann-ı galiple (büyük zanla) sonradan tanıyacaklardır. Herkes açıkça O'nun Hz. İsa'(a.s.)olduğunu bilmeyecektir. Küçük bir Hıristiyan grup içerisinde mücadelesine başlayacaktır. İsa (a.s.) tam anlamıyla zuhur ettikten sonra görebilen herkes onu görecek ve hakiki İsa (a.s.) olduğunu bileceklerdir. Fakat yine de "-Acaba gerçekten İsa bu mu?" diye şüphe edenler var olacaktır; Böyle şüphesi olanlar küfürle suçlanamaz, çünkü bu konu bir Akaid konusu değildir. Yalnız böyle şüphede olanlar bu mübarek şahsın feyzinden, bereketinden mahrum kalabilir. İsa (a.s.)ın Küçük Bir Cemaati Olacak: İsa Aleyhisselam'ı nur-u
iman ile tanıyan ve tabi olan cemaat-i ruhaniye-i
mücahidinin kemiyeti, Deccal'in mektepçe ve askerce
ilmi ve maddi ordularına nisbeten çok az ve küçük
olmasına işaret ve kinayedir. Hz. İsa (a.s.) küçük
bir cemaat içerisinde vazifeye başlayacaktır. Daha
ziyade İsrail ve İsrail'e yakın bölgelerde faaliyet
gösterecektir. Okullarda ve askeri birimlerde talebeleri
olacak ilk başta kendilerini gizleyeceklerdir.(Allahualem)
Bediüzzaman Said Nursi, İsa (a.s.)'ın inmesine ve Deccal'i öldürmesine aid hadislerin müteşabih (benzetmelerle anlatılan) hadislerden olduğunu, muhakkak tevilinin yapılması, yani müteşabihatının çözülerek açıklanması gerektiğini izah etmektedir. Aksi takdirde, sözde alimlerin bu hadislerin müteşabıhatına aldırmadan, zahirine bakıp şüpheye düştüğünü veya hadisi tamamen reddetme yoluna gittiklerini ifade etmektedir. Ahir zamanda Hazret-i İsa (a.s.) nüzulüne ve Deccal'i öldürmesine ait hadis-i şahihanın ma'na-yı hakikileri anlaşılmadığından, bir kısım zahir ulemalar, o rivayet ve hadislerin zahirine bakıp şüpheye düşmüşler; veya sıhhatini inkar edip, veya hurafevari bir mana verip adeta muhal bir sureti bekler bir tarzda avam-i müslimine zarar verirler. Mülhidler ise, bu gibi zahirce akıldan çok uzak hadisleri şerr-i rüşte ederek hakaik-i İslamiyeye tezyifkarane bakıp taarruz ediyorlar. Risale-i Nur, bu gibi ehadis-i müteşabihenin hakiki te'villerini Kur'an feyziyle göstermiş. Şimdilik nümune olarak bir tek misal beyan ederiz. Şöyle ki: Hazret-i İsa (a.s.) Deccal
ile mücadelesi zamanında, Hazret-i İsa onu öldüreceği
vakitte, on arşın yukarıya atlayıp sonra kılıncı onun
dizine yetiştirebilir derecesinde, vücudda o derece
Deccalin heykeli Hazret-i İsa Aleyhisselamdan on,
belki yirmi misli yüksek kametli olmak lazım gelir.
Bu rivayetin zahiri ifadesi sırr-ı teklife ve sırr-ı
imtihana münafi olduğu gibi nev-i beşerde cari olan
adetullaha muvafık düşmüyor. Bunun tevili şu olmak
gerektir ki: Bediüzzaman Hazretleri, hadis-i şerifte İsa aleyhisselam'ın Deccal ile mücadelesinde onu öldüreceği vakitte on arşın (5 metre) yukarıya atladıktan sonra kılıcı ancak onun dizine yetiştirebildiği derecesinde Deccal'in İsa'ya (a.s.) oranla boyunun on-oniki katı (18-20 m.) uzun olması gerektiğini izah etmektedir. Böyle bir yaratılış, Allah'ın kudreti dahilinde olmakla beraber adetullaha aykırıdır. Adetullah: Allah'ın kainatta koyduğu değişmez yasalar. Ancak bu bekleniş tarzı Deccal'in asker gücüne, eğitim kurumlarına ve her alanda maddi bakımdan üstün ordularına kıyasla İsa(a.s.) ve cemaatinin sayıca çok daha az olduğuna işaret ettiği şeklinde açıklanırsa, mesele daha akılcı anlaşılır bir hale gelmiş olur.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yazar Hakkında - Diğer Siteler TÜRKÇE KURAN-I KERİM - BİZE DESTEK OLUN - HADİS KÖŞESİ
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||