www.beklenenmehdiveisa.com
ana sayfa- site haritası
 
 

 

MEHDİ'NİN ÇEŞİTLİ ÖZELLİKLERİ

Mehdi'nin Çeşitli Özellikleri

Mehdi'nin Fiziksel Özellikleri

Mehdi'nin Çıkış Zamanı

Mehdi Hakkındaki Çeşitli Konular

Mehdi'nin İstanbul'u Manen Fethetmesi
Türk Milleti ve 700-1400 Yılları
Mehdi''nin Zuhur Ettiğinde Tanınması
Mehdi'nin Çıkısının İlanı
Mehdi'nin Çıktığı Yer
Mehdi'ye Kendi İstemediği Halde Biat Edilmesi
Mehdi'nin Kaybolma Meselesi Nedir?
12 Halife Meselesinin Aslı
Mehdi Muhalifi Şahıslar
Mehdi'nin Gericilerle Mücadelesi
Mehdi'nin Dini Aslına Döndürmesi
Mehdi'nin Yakın Yardımcıları
Kıyamete Kadar Mücadele Edecek Cemaat
Mehdi'nin Yeryüzünde Kalış Süresi

Risale-i Nur Külliyatinda Mehdi

Hz. İsa Aleyhisselam ve Mehdi

Çeşitli Kaynaklarda Mehdi ile İlgili Rivayetler

Şairlerin Şiirlerinde Mehdi

MEHDİ HAKKINDAKİ ÇEŞİTLİ KONULAR

Mehdi'nin İstanbul'u Manen Fethetmesi

 Allah O'nun eli ile Konstantiniyye'i fethedecektir. .

Naim b. Hammad, Cafer'den tahric etti: 
Hz. Mehdi ordusunu her tarafa gönderir. Zulüm ve zalimlerin hepsini yok eder. Beldeler onun emrine girer. Allah teala O'nun elindeki Konstantiniyye'nin fethini müyesser kılar. 
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 56

 Allah Konstantiniyye'yi çok sevdiği dostlarının ehline fethedecek
Kıyamet Alametleri, 181

 ...Muhtelif ülkelerden birçok alim, birbirlerinden habersiz şekilde Mehdi'yi aramak üzere yollara çıkacak ve herbirisine 310 kadar insan refakat edecek. Sonunda hepsi de Mekke'de buluşurlar ve birbirlerine, buraya ne için geldiklerini sorduklarında hepsi de: 
"Bu fitneyi önleyecek ve Konstantiniyye'yi fethedecek olan Mehdi'yi arıyoruz, çünkü biz onun babasının, anasının ve ordusunun isimlerini öğrendik. Şeklinde cevap verdiler.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 52
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 42 
Kıyamet Alametleri, 169

Ebu Hüseyin Ahmed bin Cafer-el Münadi "Kitab-ul Melahim"inde Ebu Hureyre'den tahric etti: 
Doğruyu, yanlışı ayırd eden, aldatmayan çalmayan ve dinine bağlı emiriniz Konstantiniyye'yi fethedecektir. 
Mehdilik ve Imamiye , 196 

Mehdi Konstantiniyye ve Deylem dağını fethedecektir.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 27

İbni Mace, Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet etmiştir:
Dünyadan hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile o günde benim ailemden bir zatın  Deylem dağına (yahut eyaletine) ve Konstantiniyye şehrine sahip olması için Allah (c.c.) muhakkak o günü uzatacaktır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman ,74
Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 440

Mehdi Konstantiniyye'nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek, deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takibeden Hz.Mehdi karşı kıyıya geçecektir.
Kıyamet Alametleri, 181
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 57

Allah Konstantiniyye'yi çok sevdiği dostlarının ehline fethedecek
Kıyamet Alametleri, 181 

Hz. İbni Amr'dan (r.a.) rivayet edilmiştir: Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz... (altıncısı) medinenin fethi.
-Denildi ki : Hangi medine? (Hangi şehir?)
-Buyurdu ki: Konstantiniyye.
(*) Bu Konstantiniyye'nin Mehdi tarafindan yapılacak fethidir.
Kıyamet Alametleri , 204
Ramuz-el Ehadis, 296

Hatip, Müttefek ve Müfterek'inde Ebu Hureyre'den tahric ettiler:
Rumlar benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir vali (Mehdi) ye gadr ettikten sonra Amik denilen yerde sizinle savaşacaklardır. Burada müslümanların üçte biri öldürülür. Üçüncü gün ise savaş Rumlar aleyhine döner. Müslümanlar böylece savaşa devam ederler ve Konstantiniyye'yi fetheder ve oradaki malları taksim ederler. Tam bu sırada "Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır" şeklinde bir ses duyacaklardır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 73

(Mehdi) Rumlarla 3 gün savaşacak 3. gün galibiyet onun olacak. Konstantiniyye fetholana kadar savaşa devam edecektir.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 29


Mehdi çetin bir harple Rumla savaşacaktır, Konstantiniyye'yi fethedecektir.

 Rumlar A'mak veya Dabik denilen yerlere inmedikçe kıyamet kopmaz. O vakit medine (şehir) den yeryüzü halkının en hayırlılarından bir ordu Rumlara karşı çıkar. Rumlar müslümanlara : "Bizimle, bizden esir olanlar arasını boşaltınız da onlarla harp edelim." deyince Müslümanlar da "-Hayır asla boşaltmayız, size yol vermeyiz" diye cevap verirler. Akabinde iki ordu büyük bir savaş yaparlar. Sonunda islam ordusunun; üçte biri bozularak kaçar ki Allah onlara ebediyen tevbe ilham etmez, üçte biri şehit olur. Onlar Allah nezdinde şehitlerin en faziletlisidirler. Üçte biride düşmanı bozguna uğratıp fethe devam eder ve hiçbir zaman fitneye düşmezler. İşte bu muzaffer ordu Konstantiniyye'yi fetheder.
Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 443

İbni Cerir tefsirinde Sudiy'den tahric etti:
Allah-u Teala'nin "Onların dünyadaki zilleti, Mehdi'nin çıkıp Konstantiniyye'yi fethetmesi ve Rumları yenmesidir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 76

Amr b. Avf'dan (r.a.) rivayet edilmiştir.
Siz muhakkak Benü'l-Asfar ile savaşacaksınız. Sizden sonra gelenler de onlarla savaşacaklar. Nihayet Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin müslümanlar onlarla savaşa çıkacaklar ve tesbihler ve tekbirlerle Konstantiniyye'yi fethedecekler.
Sünen-i Ibni-i Mace, 10/359


Konstantiniyye'ye Neresidir?

Konstantiniyye şehrini bir kısım raviler kendi içtihatlarına binaen, Roma olarak anlamışlarsa da hadis-i şeriflerde Konstantiniyye'nin bugünkü Roma şehri olduğuna dair açık bir ifade yoktur. Aksine deliller Konstantiniyye'nin İstanbul şehri olduğunu göstermektedir. 

Konstanniyye : İslam dünyasında İstanbul şehri için kullanılmış isimlerden biri. 
Büyük Lugat, TÜRDAV

İstanbul tarih boyunca çeşitli adlarla anılmıştır. En eski bilinen adi Bizantion'dur. 196 yılında imparator Septimus'un oğlu Antonius'un izafeten Antoninia şeklini almış, fakat 330 yılında imparatorluk merkezi Roma'dan buraya nakledilince, şehre İkinci Roma adı verilmiştir. V. Yüzyılda bu ad Yeni Roma olarak değiştirilmiştir. Fakat sonraları o zamana kadar halkın kullandığı Konstantinopolis=Konstantin şehri, genellikle kabul edilmiştir. 
Cumhuriyet Ansiklopedisi

Bu şehir (Bugünkü İstanbul) IV. yüzyıldan itibaren buradaki imparatorun adına izafeten Constantinopolis adını aldı. 
Meydan Larousse

325'te Roma imparatoru olan Constantinus'dan sonra bu kent onun ismi ile anılmaya başlandı. 
Gelisim Hachette Ansiklopedisi

İmparator Constantin eski Bizans'ı kendi adıyla anılmaya başlayan yeni bir başkent yapmıştır. 
Dünya Tarihi ve Çag. Uyg. Ansk.

Bir kısım rivayetler ise Roma ve Konstantiniyye (İstanbul) 'yi doğru bir şekilde ayrı şehirler olarak ele almışlardır.

 Mehdi maiyetindeki kuvvetlerle birlikte Roma'yı Konstantiniyye'yi ve Altın kiliseyi fethetmek için yola çıkar.

Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 441 


Ayrıca başka rivayetlerden de Konstantiniyye'nin İstanbul şehrine işaret ettiğini anlamaktayız. Bu şehir deniz sahilinde ve bir haliç üzerinde kurulmuştur. 

Bu ordunun hareket etmesi ve gönderilmesi, Magrib dağındaki Masine denilen mevkideki deniz sahilinden olacaktır.
Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 439 

"Ikdid-dürer"isimli eserde söyle geçer: 
Konstantiniyye'nin yedi suru vardır. O Rum denizine dökülen Haliç üzerinde kurulmuştur. Denizi Rum illerine ve Endülüs'e doğru uzanır gider.
Kıyamet Alametleri, 181


Rumiyye Neresidir ?

Hz. Mehdi (a.r.) ve ashabının fethedeceği yer bazı rivayetlerde Konstantiniyye, bazı rivayetlerde de Rumistan olarak geçmektedir. 

Huzeyfe b. Yemani Mehdi kıssası ve Rumiyye'nin fethi hakkında Resulullah 'dan (s.a.v.) rivayet etti. 
Mehdi'nin askerleri 4 tekbir getirdiği zaman Rumiyye'nin duvarları yerle bir olacaktır...
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 74 

Hz.Mehdi Rumistan'ı 4 tekbirle fethedecek... 
(Mehdi) Rum kalelerini ve Rumistan'ı tekbirlerle fethedecektir. 
...Hz. Mehdi ve ordusu içinde Yüzbaşı çarşının ve her bir çarşıda yüzbin esnafin bulunduğu Rumistan beldesine gelir. 
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 35-46-36 


Rumistan olarak adlandırılan bu şehrin neresi olduğunu İbn-i Hacer-i Mekki şöyle izah ediyor. 
 

Tarihçiler Rumistan olarak isimlendirilen bu beldeyi dünya üzerindeki hiçbir şehirde bulunmayan bir takım hususlarla vasıflandırıyorlar. Bu özelliklere en yakın olan da Konstantiniyye'dir.

El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 31
 

 

Görüldüğü gibi Rumistan ve Konstantiniyye aynı şehre verilen farklı isimlerdir, her ikisi de İstanbul'dur. 

Kur'an-ı Kerim'de mübarek beldelerden ve memleketin ana merkezlerine , yani baş şehirlerine gönderilen elçilerden bahsedilmektedir: 

28/59- Senin Rabbin, 'ana yerleşim merkezlerine' onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe şehirleri yıkıma uğratıcı değildir. Ve biz, halkı zulmeden şehirlerden başkasını da yıkıma uğratıcı değiliz.

Türk Milleti ve 700-1400 Yılları

Tarihin seyri içinde 700 yılı ve onun katları olan yıllar, Türkler için çok önemli hadiselerin baslangıç yılları olmuştur. Mesela; 

Oguz Han'ın ortaya çıkışı : Hicretten   1400   yıl önce 
Türklerin Çin'i istilası : Hicretten   700   yıl önce 
Selçukluların Müslüman olması : Hicretten   350   yıl önce 
Selçukluların hüküm sürmesi : Hicretten   350   yıl önce 
Osmanlı Devletinin kuruluşu : Hicretten   700   yıl önce 

 

İşari manada ayet meali: 

15/87- Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur'an-ı verdik. 

İlk büyük kıyamet alameti sayılan Mehdi hazretleri, Bediüzzaman ve Suyuti gibi kıymetli alimlerin izah ettiği gibi Hicri 1400 (Miladi: 1979-80) yılında çıkacaktır, dolayısıyla Mehdi ve onun önderliğinde İslam'ın dünya hakimiyetine ilk adım bu yıllarda atılmış olacaktır. 

Mehdi'nin 1400'de çıkması, ilk ordusunu Türklerden kurması yine bu orduyu Türklere yollayarak (*) Konstantiniyye'yi (bugünkü İstanbul) manen fethetmesi, yukarıda söylediğimiz meseleye daha ayrı bir anlam kazandırmaktadır. 

(*) (Bakınız, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 42.50.72 sahifeler) 
.
Mehdi'nin Zuhur Ettiğinde Tanınması.

İbni Ebu Seybe, Asim b. Ömer Beceli'den tahric etti. 
Bir adam (Mehdi) semadan ismiyle mutlaka çagırılacak ve delil onu inkar etmeyecek, zelil ona mani olmayacaktır. 
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 52 

Asim b. Amr Beceli'den rivayet edilmiştir : 
Gökten bir ses gelecek, onu ne delil inkar edecek ve ne de delil olmaktan o alıkonacak.
Kıyamet Alametleri, 200

Onun ismiyle semadan nida olunacak ve hiç kimse onun Mehdiliğini inkar etmeyecektir. 
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 47 

.
Bir tevili şudur ki: 

Hz. Mehdi (a.r.) tam manasıyla zuhur ettiğinde, Resulullah (s.a.v.) efendimizin bildirdiği şekil ve sureti, mücadelesi, ordusu, fethedeceği yerler... ile ilgili bütün hadis-i şeriflerle uygunluk gösterecek, bu konuda şüphe ve tereddüt olmayacaktır. Herkes tam kanaat getirerek onun Mehdi'liğini tasdik edecektir.


Mehdi'nin Çıkışının İlanı

Semadan zuhur eden bir el ve "Emiriniz Mehdi'dir" şeklinde bir nida duyuluncaya kadar tefrika ve ihtilaflar devam edecektir. 
El-Kavlu'l Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 55

O günün alameti : Semadan bir el uzanacak ve insanlar ona bakacak ve göreceklerdir. 
El-Kavlu'l Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 55

Esma binti Umeys'ten (r.a.) rivayet edilmiştir : 
O günün alameti semada uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir el'dir. 
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 69


Hadis-i şerifte geçen "el" keyfiyeti bilinmeyen bir gücü remzediyor. Hz. Allah'ın c.c. el(yed)inden Kur'an-ı Kerim'de bahis var ve bu el'in bizim bildiğimiz manada bir el olmadığını biliyoruz. 

48/10- Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'in eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmus olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir.


Bu ayette bahsedilen "el" (Allah'in eli); 

3/7- Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez.

Ayetinde bahsedilen müteşabih ayetlerden bir tanesidir. Allah'ın Kudreti, tasarrufu manasına gelmektedir. Aynı şekilde yukarıdaki hadislerde bahsedilen "el" de bunun gibi farklı manada müteşabih bir ifadedir. 

Allahualem Semadan yayılan televizyon yayınına ait dalgalar bir nevi el gibi bir gücü oluşturuyor. Bu el hemen her eve uzanıyor ve herkes tarafindan görülebiliyor. "...İnsanlar ona bakacak ve göreceklerdir." Cümlesi de bu hususa işaret ediyor. Bu konuda diğer rivayetler de şöyledir : 

Semadan bir ses onu ismiyle çağıracak ve doğuda, batıda hatta uykuda olan bile bu sesi duyacak ve uyanacaktır. 
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 56 

Onun ismiyle semadan nida olunacak ve hiç kimse onun Mehdi'liğini inkar edemeyecektir. 
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 49 

Bir adam semadan ismiyle mutlaka çağrılacak ve delil onu inkar etmeyecek, zelil ona mani olmayacaktır. 
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 52

.
İlk hadis "...İnsanlar ona bakacak ve göreceklerdir" ifadesi ile televizyon yayınına dikkat çekileceği gibi bu hadiste de "Semadan bir ses onu ismiyle çağıracak..." ifadesiyle aynı zamanda  radyolardan da yayınlanabilen sesli bir neşriyata dikkat çekmektedir. (Allahualem) Ve yine semadan Mehdi'yi çağıracak bu ses hem doğuda hem batıda dünyanın her tarafinda duyuluyor, bu sesi her kavim kendi lisanında işitiyor. 
 

İkdid-Durer'de der ki: Bu ses bütün yeryüzüne yayılacaktır, her kavim kendi dilinden duyacaktır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 51 
Kıyamet Alametleri, 201

Semadan, arz ehline samil olan bir ses ki, herkes bunu kendi lisanında işitir. 
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 37 

Rivayetlerden anlaşılıyor ki Hz. Mehdi (a.r.) zuhur ettiğinde,  radyo ve televizyon gibi haberleşme vasıtaları ile doğu-batı bütün dünyaya ilan edilecek ve her millet bu sesi kendi diline çevirerek işitecektir. (Allahualem) 

Bediüzzaman Said Nursi (a.r.) hazretleri de aynı manada Deccal'in çıkışı hakkında şunları söylemektedir. 

Rivayette var ki: Deccal çıktığı gün bütün dünya işitir... 
Allahu a'lem, bu rivayetler tamamen sahih olmak şartıyla te'villeri şudur: Bu rivayetler mu'cizane haber verir ki: 
"Deccal zamanında vasıta-i muhabere (haberleşme vasıtaları) ... O derece terakki edecek ki, bir hadise bir günde umum dünyada işitilecek. Radyo ile bağırır, şark-garb işitir ve umum ceridelerinde (gazetelerde) okunacak...diye zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon, radyodan .. mu'cizane haber verir.

Sualar, 496 


Bu konuya işaret eden diğer hadis-i şerifler şöyledir: 

Naim Hz.Ali'den (r.a.) rivayet etti ki: 
Semadan bir münadi "Hak Al-i Muhammed'dedir." Şeklinde bağırdığı zaman Mehdi zuhur eder, herkes sadece O'ndan konuşur. O'nun sevgisini içer ve O'ndan başka birşeyden bahsetmezler.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 33 
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 40 
Kıyamet Alametleri, 200

Çok yaygın ve sona ermesi mümkün görülmeyen bir fitne çıkacak, ve bu fitne semadan 3 kez "Emir Mehdi'dir, gerçek O'dur"şeklindeki nidaya kadar sürecektir.
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 55 
Kıyamet Alametleri, 200

Gökten şöyle bir ses duyulacak: "Ey insanlar, artık Allah, Cebbarları, Münafık ve yardımcılarını sizden uzaklaştırdı. Ümmet-i Muhammed'in en hayırlısını başınıza getirdi.." 
Kıyamet Alametleri, 165



Mehdi'nin Çıktığı Yer

"Yakında size Horasan tarafindan siyah bayraklılar gelecek. Kar üzerinde emekliyerek olsa da onlara iltihak ediniz. Zira onların arasında Allah'in halifesi 'Mehdi' vardır."
(Hz. Sevban r.a. / Ramuz El-Ehadis 1. Cilt, Sayfa 298, No 2)

Şöyle rivayet edilmiştir: "Şu muhakkak ki ahir zamanda mağrib memleketinin en uzak mevkiinden Mehdi denilen bir zat çıkacak. Ve ön tarafinda kırk mil mesafe olarak yardım yürüyecek. Mehdi'nin bayrakları beyaz ve sarıdir. İçinde çizgiler bulunur. Bayraklarında Allah'ın ism-i azamı yazılmıştır. Onun bayrağı altındaki hiçbir birliği mağlup edilmez...
(İmam Şarani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri Muhtasaru, (Tezkireti'l-Kurtubi), sf. 438)


Mehdi'ye Kendisi İstemediği Halde Biat Edilmesi

Ümmü Seleme (r.a.)den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. 
Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke'ye çıkar. Mekke halkından bir grup onu, istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Hacer-i Esved'le Makamı İbrahim arasında ona biat ederler. 
Sünen-i Ebu Davud, 5/94 
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 20

Hz. Mehdi insanların "Eğer kabul etmezsen, senin boynunu vururuz." şeklindeki zorlamalarından sonra Rükün ve Makam arasında biatleri kabul edecektir. Onun yanına, büyük bir fitneden sonra kendilerine hükmetmesi için gidilecek ve ancak ölümle tehdit edildikten sonra başa geçmeye razı olacaktır. Ondan sonra insanlar arasında bir damla kan dökülmeyecektir. 
Hz.Mehdi istemediği halde ona biat edeceklerdir. Daha sonra Hz. Mehdi, onlara 2 rekat namaz kıldıracak ve Makam'ın yanında minbere çıkacaktır. 
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 34,50 44

Naim b. Hammad, İbni Mesud'dan tahric etdi:
Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman, muhtelif beldelerden yedi alim her birinin beraberinde üçyüz on küsur kişi olduğu halde, birbirlerinden habersiz bir şekilde Mekke'de bir araya gelirler. Biri diğerine "Burada ne arıyorsun?" diye sorar. Ona şöyle derler: "Biz O şahsı aramak için geldik ki, fitneler Onun eliyle sönebilir. Konstantiniyye O'nunla fethedilir. Biz O'nun Mekke'de olduğunu da biliyoruz. "Bu yedi alim bu konuda birleşirler. O'nu ararlar ve Mekke'de bulurlar. Ve kendisine "Sen falan oğlu falansın" derler. O ise "Ben sadece Ensar'dan birisiyim" der. Onların elinden kurtulur. O'nu tanıyan ve bilenlere anlatırlar, bunun üzerine "aradığınız sahibiniz O'dur ve Medine'ye gitmiştir" denilir. Bu defa O'nu ararlar, halbuki O tekrar Mekke'ye dönmüştür. O'nu  tekrar Mekke'de bularak yine, "Sen falan oğlu falansın, annen de filan kızı filanedir, sende şu şu alametler vardır, birinci defa bizden kurtuldun uzat elini sana biat edelim" derler. Bunun üzerine O "Ben aradığınız değilim" der ve tekrar Medine'ye gider . Medine'de yine aranınca tekrar Mekke'ye döner. Mekke'de kendisini Rükün da bularak şöyle derler: "Eğer biatlarımızı kabul etmezsen, bizi aramakta olan ve başında Haddam'dan birisinin bulunduğunu Süfyani ordusuna karşı korumazsan, günahlarımız Senin üzerine ve kanlarımız da boynuna olsun" derler. Bunun üzerine Mehdi, Rükun ile Makam arasına oturur ve elini uzatarak biatları kabul eder. 

Dani, Katade'den tahric etti: 
Fitne içindeki insanlar kan akıtıldığı bir zamanda evinde oturmakta olan Mehdi'ye gelir ve "Bizim için kalk artık"der. O ise kabul etmez, ancak ölümle tehdit edildikten sonra onlar için kalkar. Ondan sonra artık kan dökülmez. 

Naim b. Hammad, Zühri'den tahric etti: 
Hz.Fatima'nın soyundan gelen Mehdi, Mekke'de meydana çıkarılır ve istemediği halde kendisine biat edilir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 52,53


Hadis-i şeriflerde Mehdi'ye biatın kendisi istemediği halde yapılacağı bildiriliyor. Bu da gösteriyor ki Mehdi kendisini hiçbir zaman Mehdi olarak ilan etmeyecektir, hatta insanlar ona gelip "alametler sende mevcut, sen Mehdi'sin" dedikleri halde o gene reddedecektir. Ancak "ölümle tehdit" edildikten sonra Mehdi başa geçmeyi kabul edecektir. 

Mehdi'nin (aleyhirridvan) nefsani bir arzu ile halife olmayı isteyeceğini düşünemeyiz. Bu görev, pek ağır ve zorluklarla doludur. Halife, bütün müslümanlardan hatta koruması altında yaşayan ehli kitaptan Allah-u Teala'ya karşı sorumludur. Resulullah (s.a.v.) efendimiz bu sebeple göreve talip olanları dikkatlice uyarmıştır. 

Ebu Said, Abdurrahman b. Semüre (r.a.) den: Günün birinde Resulullah (s.a.v.) efendimiz bana hitaben şöyle buyurdu: 
Ey Abdurrahman, memuriyet isteme; çünkü kendin istemeden memuriyete tayin olunursan Allah'dan yardım görürsün. Eğer kendi arzunla tayin olunursan o vazife ile başbaşa bırakılırsın. 
Buhari ve Müslim'den Riyazü-s-Salihin, 2/89 

Ebu Zer (r.a.) den: Ya Resulullah! Beni memur tayin etmez misin? Dedim. Mübarek elini omuzuma koydu sonra şöyle buyurdu: 
Ebu Zer, sen zayıfsın; memuriyet bir emanettir. O kıyamette rüsvaylık ve pişmanlıktır. Yalnız o emaneti ehil olup alan ve hakkıyla başaran müstesnadır. 
(Müslim'den) Riyazü-s -Salihin, 2/90

Mehdi'nin (a.r.) halife olacağı, bizzat Allah'u Teala tarafindan peygamberine bildirilmiştir. Resulullah (s.a.v) efendimiz de bunun üzerine Mehdi için "Halifetullah"tır. (Allah'ın Halifesidir) buyurmuştur. Hz.Mehdi (r.a.) tam manasıyla zuhur ettiğinde alimlerin icması (oybirligi) ile halifeliğe seçilecektir. Bundan sonra da biatler kabul edilecektir. (Allahualem) 

Kur'an-ı Kerim'de 12. surede Yusuf (a.s.)'ın da, kendi isteği olmaksızın bulunduğu ülkenin kralı tarafindan doğruluğu, adaleti, bilgisi, güvenilirliği sayesinde başa getirildigi haber verilmektedir. 

12/54- Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, onu kendime bağlı kılayım." Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: "Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman-yönetici)sin."

.
Mehdi'nin Kaybolma Meselesi Nedir?

Ebi Abdullah Hüseyin bin Ali'den rivayet edildi:

Mehdi 2 kez insanların gözünden kaybolacaktır. Bir seferinde o kadar uzun bir zaman görülmeyecek ki, kimisi onun öldüğünü, kimisi de bırakıp gittiğini zannedecek, yakın arkadaşları dışında hiç kimse onun yerini bilemeyecektir.

.
Bu hadis, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman isimli kitabın Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan el yazılı bir nüshasında mevcuttur. 

Yukarıdaki hadis-i şerif Hz. Mehdi'nin (a.r.) zuhurundan sonra biri kısa diğeri uzun bir süre olmak üzere 2 kez insanlardan ayrı kalacağını bildiriyor. Ayrıca bu hadis-i şerifte Mehdi'nin ikinci kayboluşunun daha ağır şartlarda ve daha uzun süreli olduğuna, o devrede onunla görüşmenin güçlüğüne ve sadece yakınları ile görüşme imkanı olduğuna da dikkat çekilmiştir. (Allahualem) 

Hz. Mehdi (a.r.) diğer hadis-i şeriflerin tariflerine göre çıkışı ile birlikte mücadelesine başlayacak, insanları Hak ve  hakikata davet edecektir. Hz. Mehdi'nin en önemli bir ibadet olan cihadı böyle en gerekli bir devrede bilerek terketmesi düşünülemeyeceğine göre onun insanlardan ayrı ve uzak kalması kendi iradesi dışında gerçekleşecektir. (Allahualem) 

Dani, Seleme b. Züfer'den tahric etti: 

Bir gün Huzeyfe'nin yanında Mehdi'nin çıktığı söylendi. O dedi ki: Siz eğer aranızda Hz.Muhammed'in (s.a.v.) ashabı olduğu halde o çıkarsa felah buldunuz. Muhakkak ki, O, insanların karşılaştıkları şerler sebebi ile Gaib'in (Mehdi'nin) kendilerine insanların en sevgilisi olmadıkça çıkmayacaktır.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 27

Bu hadis aynı zamanda Şii'likteki "Kayıp Mehdi" inancının asılsızlığını da ortaya koyuyor. Yani, Mehdi'nin kayıplığı; efsane şeklinde yüzlerce yıl süren bir kayıplık değil, fakat belli aralıklarla insanlar arasından ayrılma, zorunluluklar neticesinde onlardan uzak kalma şeklinde gerçekleşecektir. Hadisin son kısmında da bu kayıplık devresinde insanların çeşitli şerlere (fenalıklara) maruz kalması sebebiyle Mehdi'ye karşı olan sevgi ve özlemlerinin artacağına işaret ediliyor. 

Kur'an-ı Kerim'de anlatılan Yusuf kıssası ile Mehdi hadisesi arasındaki yakın bağlantı, ileride ayrı bir bölüm halinde anlatılacaktır.Yalnız burada yeri gelmişken bir benzerliğe dikkat çekmek istiyoruz. 

Yusuf aleyhisselam da Mehdi gibi, biri kısa diğeri uzun süre iki defa insanların gözünden kaybolmaktadır. Birincide, Yusuf (a.s.) kuyuya bırakılmış, kısa bir süre sonra oradan geçen kafile onu oradan çıkarmış, ikincide ise haksız yere zindana atılmış, uzun bir müddet orada kalmıştır. Fakat sonradan masumluğu anlaşılarak, zindandan da çıkartılmıştır.   

12/15- Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin."

12/35- Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı. 

.
12 Halife Meselesinin Aslı

Şiilik'te Mehdi'nin kaybolduğu ve 12.imamın sonuncusu olarak dünyaya tekrar döneceği inancı vardır. Bu yanlış inanç peygamberimizin söylediği iki ayrı hadisin yanlış anlaşılarak tahrif edilmesinden kaynaklanmaktadır. Birincisi, önceki sayfada açıklığa kavuşturduğumuz Mehdi'nin kayıplığı, ikincisi de yeryüzüne 12 halife geleceginden bahseden hadislerdir. Bu iki hadisin aslı vardır, fakat tahrif edilmiştir. 
 

Cabir b. Semura'nin (r.a.) rivayetinde Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 12 halifeye kadar bu dinin üstünlüğü devam edecektir. Bu halifelerin hepsi Kureyş'ten (peygamber soyundan) olacaktır. 

Sünen-i Ebu Davut, 5/90

Şiiler, ilk olarak hadisteki halife kelimesini imam olarak değiştirmişler ve bu imamların masum (günahsız) olduğunu savunmuşlardır. Bu iki çarpıtma dışında, Halbuki peygamberimiz, "Halifeler Kureyş'lidir" diyerek onların peygamber soyundan olmaları özelliğine dikkat çekmiştir. 

İslam alimlerinin ekserisi bu hadisteki 12 halifeden ilk dördünün peygamberin (s.a.v.) halifeleri (Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali r.a) olduğunu söylemişlerdir. Mehdi de bu salih halifelerden biridir. Başka bir hadiste ise Mehdi'den sonra başa geçecek olan üç salih halifeden bahsedilmektedir. (Allahualem) Geri kalan diğer dört halife  ise tam olarak bilinememektedir. Fakat onların da önceki devirlerde islam aleminin başında bulunmuş salih halifeler olmaları muhtemeldir. (Allahualem) 

İşari manada ayet meali: 

5/12- "Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik." 


Mehdi Muhalifi Şahıslar

Allah'u Teala, Kur'an-ı Kerim'de her peygamberin bir baş düşmanı olduğunu haber vermektedir. Musa (a.s)'a Firavun, İbrahim (a.s.)'a Nemrud baş düşmandı. Peygamberimizin de (s.a.v.) en büyük düşmanı kavminin lideri Ebu Cehil'di. 
 

 25/31- İşte böyle; biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

 2/258- Allah, kendisine mülk verdi, diye Rabbi konusunda İbrahim'le tartışmaya gireni görmedin mi? Hani İbrahim: "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demişti; o da: "Ben de öldürür ve diriltirim" demişti. (O zaman) İbrahim: "Şüphe yok, Allah güneşi doğudan getirir, (hadi) sen de onu batıdan getir" deyince, o inkarcı böylece afallayıp kalmıştı. Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

 Hadis-i şeriflerde Mehdi'nin düşmanları olarak birkaç isim zikredilmektedir. Süfyaniler, Deccal bunlardandır. Süfyanilerin en önemli özelliği Mehdi'nin inkisaf eden davasını engellemeye çalışmalarıdır. 

Süfyaniler   

İbni Münavi kitabında şöyle anlatıyor: 
Süfyan'lar ve Mehdi'ler 3 tanedir. 1.Süfyan için 1.Mehdi, 2.Süfyan için 2.Mehdi, 3.Süfyan için 3.Mehdi gelecektir. 

El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 64


Bu hadiste 3 tane Süfyan ve bunlara karşı 3 tane Mehdi olacağı bildirilmektedir. 3. Süfyan için 3. Mehdi yani asıl ve büyük Mehdi gelecektir. 
 

Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edilmiştir: 
Sam'ın ortasında adına Süfyani denilen ve kendisine tabi olanların çoğunun Kelb kabilesinden olacağı biri çıkar. O insanları öldürür, hatta kadınların karınlarını deşip çocuklarını katleder. 

Hz.Ali'nin (r.a.) rivayetinde ise (ilave olarak): 
Süfyani'nin kafası oldukça büyüktür. Yüzünde kasıntılı bir hastalıktan eser vardır. Gözünde de beyaz bir nokta  bulunur. Kendisine karşı toplanan Kays kabilesini de iyice yok eder. (İşte o zaman) Ehl-i Beyt'imden bir adam çıkar. Onun haberi Süfyani'ye ulaşınca, Süfyani ona karşı bir ordu gönderir. Ancak bu ordu Beyda'ya vardığında yere batırılır. Kendilerinden haber getirenler dışında hiç kimse sağ kalmaz. 

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 40

Hafiz Esad, 1970 yılında darbeyle başa geçmesinden sonra kurduğu baskıcı rejimle ülkesini adım adım komünizme yaklaştırmıştır. 

Ülkede İslam düşmanlığı büyük boyutlara varmıştır. Müslümanların inançlarının gereklerini yapmaları engellenmekle kalmayıp, bizzat canlarına kastedilmektedir. Sadece 1982'de Hama katliamında 30 bin müslüman öldürülmüştür. 

Başka bir hadiste de Süfyan'ın yapacağı diğer işler anlatılmaktadır. 

"Ciğerlerini yiyenlerin oğlu" olan Süfyani kuru bir vadiden çıkar. Kelp kabilesinden abus çehreli, sert kalpli adamlardan kurulu bir ordu düzenler. 
Ve bunlar her tarafa zulmederler. O; medrese ve mescidleri yıkar, rüku ve secdeye giden herkesi  cezalandırır. Zulüm, fesad ve fısk çıkarır. Alim ve zahidleri katleder, pek çok şehri de işgal eder. Kan akıtmayı helal kılarak Ali Muhammed'e düşman kesilir. Kendi zulüm ve keyfine karşı geleni öldürtür. 

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , 37

"Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman" kitabının 52. ve 53.sayfalarında anlatılan uzun hadiste, yardımcısı Haddam olan Süfyan'dan bahsedilmektedir. Hafiz Esad'ın yardımcısı da General Abdülhalim Haddam'dı. 

"Süfyani Sam tarafindan (Yabis vadisi denilen) bir yerden çıkacaktır. 
Süfyani Küfe'den yola çıkacaktır. 
Yerle bir olan askerin Sam'dan gelecegine dair rivayetler oldugu gibi Irak'tan olduklarina dair rivayetler de vardır." 
Kıyamet Alametleri, 172

 "Hz. Ali'nin neslinde olan Süfyani'ye gelince; (1) O büyük cüsseli bir şahıstır. (2) Bu adam Mehdi'den önce etrafını yakıp yıkacaktır. (3) Bütün şark ülkelerini dolaşacak. (4) Birçok melikle harb edecek (5) Ve herkesi mağlub edecektir." 
Mehdilik ve Imamiye, 82 (el-Isa'a, li Esrat's Saa, 167 'den nakil) 

Bir tevili şudur ki; 

(1)  Büyük cüsseli olması, Süfyan'ın belki de kendisi gibi suretlerinin büyüklüğüne veya çeşitli vasıtalarla şahsının olağanüstü bir insanmış gibi gösterilmesine işaret etmektedir. 

(2)  Bu adam Mehdi'den önce etrafını yakıp yıkacaktır...Demek ki Süfyani Mehdi'den önce çıkacak, birçok savaşlarda bulunacak, ortalığı savaş silahlarıyla yakıp yıkacaktır 

(3)  Bütün doğu ülkelerini dolaşacak...Hadisin bu kısmı Süfyani'nin birçok memlekete seyahat etmesine isaret edebileceği gibi, fikir sisteminin bu ülkelerde de yayılmasına işaret edebilir. 

(4)  Birçok melike harb edecek...Süfyani, zamanında birçok devletin ordusu ile silahlı savaşa girecektir. 

(5)  Ve herkesi mağlub edecektir. Süfyani savaştığı bütün orduları yenilgiye uğratacak, kesin bir zafer kazanacaktır. (Allahualem)

Hadis-i Şeriflerde bildirildiği üzere Mesih'i Deccal daha ileriki senelerde Yahudiler arasından çıkacak, bizzat kendisi de Yahudi olacaktır. Deccal sihir ve hipnotizma türünden çeşitli istidracı haller göstererek, önce beklenen Mesih olduğunu iddia edecek, sonra ilahlığını ortaya sürecektir. Dinsizliği ve her türlü ahlaksızlığı teşvik ederek kendisine büyük taraftar toplayacaktır. Fakat sonunda Hz.İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.r.) tarafindan öldürülecektir. 

Selef ve halef uleması arasında şu husus pek şöhret bulmuştur: 
Ahirzamanda mutlaka bir adam zuhur edecektir. Bu kişi benim Ehl-i Beyt'imden olacaktır. Buna Mehdi denecektir. Daha sonra da Deccal'i öldüreceklerdir. 

Taç Hadis Kitabı


Kenane ve Sahari'nin Çıkışı   

Mehdi Sam ile Hicaz hududuna gelince orada duracak. Kendisine "Ne duruyorsun. Yürü! Denilince şu cevabı verecek. "Önce amcazademe (Sahari'ye) yazayım, eğer bana boyun eğmezse üzerine yürürüm." 
Mehdi'nin mektubu ona ulaşınca yanındaki arkadaşları şöyle dediler "İşte Mehdi çıkmıştır. Ya ona uyacaksin ya seni öldürecegiz." Bunun üzerine Kudüs'e gelecek... 
Sonra Kelp kabilesinden Kenane isimli bir adam çıkıp Sahari'ye gelecek şöyle diyecek "Biz sana biat ettik yardımda bulunduk. Fırsat tam eline gelince bu adama (Mehdi'ye) biat ettin. Yazıklar olsun sana! Allah sana bir gömlek giydirdi, sen ise çıkardın onu! " 
"Yani verdiğim sözü bozayım mı dersiniz" Evet" 
Diğer bir rivayette şöyle denmiştir: O aradan üç yıl geçtikten sonra ahdini bozacak ve anlaşmayı kaldıracak. 

Kıyamet Alametleri, 175

Mehdi'nin Gericilerle Mücadelesi

"Dini ayakta dimdik durduracak, eski hüviyetine kavuşturacaktır. İslama yeniden ruh üfleyecek, zelil hale geldikten sonra onunla İslami eski, güçlü haline sokacaktir. O, islam öldükten sonra Mehdiyle islami tekrar diriltecektir. Cizyeyi kaldıracak, kılıç vasıtasıyla insanlari Allah'ın dinine davet edecektir. Ondan kaçan öldürülecek, onunla mücadeleye girisen perisan olacaktir. 

Hatta Resulullah yasamis olsaydi, kendisine hiçbir sey yapmayacakti. Onunla hükmü ise baglayacakti. Yani Resulullah bile onun isine müdahale etmeyecektir. Onun döneminde din tamamen reyden arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. Verecegi bir çok hükümlerde ulemanin fikirlerine muhalefet edecektir. Bundan dolayi ondan uzak duracaklar." 

Hadis-i Seriflerde Mehdi'ye de birçok yobazın karşı çıkacağı bildirilmektedir. Onlar, Mehdi'nin dini bidatlardan kurtarıp, aslına döndürme çabasından hoşnut kalmayacaktır, hatta "bu adam dinimizi mahvetmek istiyor" diyecek kadar ileri gideceklerdir.  Ancak Mehdi Kuran ayetlerinin ve Peygamber Efendimizin sünnetinin isiginda hükmedecek, bu fikri mücadelesinde çok kararli ve başarılı olacaktır. Mehdi döneminde, Allah'ın izniyle, İslam dini Peygamberimizin döneminde yaşandığı şekline, yani özüne dönecektir.

Kur'an-ı Kerim'de, peygamberlerin inkarcılarla ve puta tapanlarla yaptığı mücadeleleri dışında onların yobaz zihniyetle olan mücadelelerinden de bahsedilmektedir. Bu zihniyetin peygamberimiz devrinde kaybolmadığını ve günümüzde de varlığını sürdürdügünü bilmekteyiz. Kur'an'da bir çok ayette yobaz insanların özellikleri verilmiş, bu zihniyet şiddetle eleştirilmiştir.

Kur'an-ı Kerim, peygamberlerin inkarcılarla ve puta tapanlarla yaptığı mücadeleleri dışında onların yobaz zihniyetle olan mücadelelerinden de bahsetmektedir. Bu zihniyetin peygamberimiz devrinde kaybolmadığı ve günümüzde de varlığını sürdürdüğünü bilmekteyiz. Kur'an'da bir çok ayette yobaz insanların özellikleri verilmiş, bu zihniyet şiddetle eleştirilmiştir. 

1. Dini zorlaştırırlar. Bunun neticesi dinin ana teması olan Allah'a iman ve ibadetin esası ihlas unutulur. Gerçekte ise dinin kolay oldugunu ve aşırılıktan kaçınılması gerektiğini bizzat Kur'an-ı Kerim emretmektedir. 

22/78- "...O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir..." 

 2/286- "Allah, hiç kimseye güç yetireceginden başkasını yüklemez..." 

4/28- Allah (ağır yükleri) sizden hafifletmek ister: (Çünkü) insan zayıf olarak yaratılmıştır.

5/6- "...Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz"

7/157- Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. 

Ebu Musa'dan rivayet edildi. Peygamberimiz buyurdu ki: 
Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. 
El-Lü'lüü Vel-Mercan, 2/296 

İbni Abbas'ın (r.a.) rivayetinde Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: Dinde aşırılıktan sakınınız. Sizden öncekiler ancak bu yüzden helak oldular. 
Ramuz-El Ehadis, 1/176 

Hz.Ayşe'nin (r.a.) rivayetinde Peygamberimiz: 
Allah beni ruhbaniyetle görevlendirmedi. Allah yanında dinin hayırlısı kolay tevhid yoludur. 
Rumuz El Ehadis, 2/498

. .
2. Helal olduğu halde birçok şeyi haram yaparlar, (yiyecek, içecek, teknoloji vs.) Allah adına onları insanlara yasaklarlar. 
 

16/116- Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.

10/59- De ki: "Allah'ın sizin için indirdiği sizin bir kısmını haram ve helal kıldığınız rızıktan, haber var mi? Söyler misiniz?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz?" 

6/140- "...Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve dogru yolu bulamamışlardır. 

5/87- Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez.